• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
ZAMANI DEĞERLENDİRMEK YAHUT ÖLDÜRMEK

Zamanı Değerlendirmek veya Öldürmek

 

İsraf, günümüz Müslümanlarını yakından ilgilendiren en önemli sorunlarından birisi olma özelliğini koruyor.  Her şeyi israf ediyoruz. Maddi varlıklarımızı, doğal kaynaklarımızı, her şeyimizi. Zamanı da israf ediyoruz maalesef.

Kutsal kitabımız, rehberimiz olan Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz “Şüphesiz O, israf edenleri sevmez” (En’am, 141) buyuruyor bizlere.  Asr sıresinde “Asr /zaman”a yemin ederek Yüce Allah (cc) zamanın önemini nazar-ı dikkatimize sunuyor. Sevgili peygamberimiz (sav), insanoğlunun değerini kaybettikten sonra anladığı beş şeyden birisi olarak zamanı zikrediyor. Atalarımız “Vakit, nakittir” sözleriyle zamanın parayla, pulla satın alınamayacak kadar değerli olduğunun altını çizmişler. Zamanın önemi ile ilgili gerek eşsiz kitabımızda onlarca ayet-i kerime, gerek Peygamberimiz (sav)’in sünnetinden ve hadis-i şeriflerden onlarca örnek ve bir o kadarda muhterem büyüklerimizden vecizeler kaydetmek mümkün. Ancak, tüm bunlara rağmen zamana bakış açımız ve zamanı nasıl, ne kadar değerlendirebildiğimiz gerçeği de ortada.

Çoğumuz, bulunduğumuz mekan ve süreçten memnun değilsek ve bulunduğumuz yerde geçici bir süreliğine ikamet etmeye kendimizi zorunlu addediyorsak, zamanı değerlendirmeyi bir yana bırakın; zamanı öldürme ve şafak sayma peşinde koşuyoruz. Oysa, içinde bulunduğumuz her imkan ve şeraitte, en güzel şekilde hayatımıza anlam katacak meşgaleleri pekala bulmalıyız. İnşirah suresinde Rabbimiz, “Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul.” (İnşirah, 7) emri ile bizim aslında boş zamanımızın olamayacağını, hayatımızın en küçük sürecini dahi doldurmamız gerektiğini bizlere ifade ediyor. Hem bedenen ve ruhen sağlıklı olma hususunda Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretlerinin Marifetnamesi’nde geçen “Ayağını sıcak tut, başını serin/ Bir iş bul kendine, düşünme derin derin.” dizeleri de boş durup, anlamsız ve derin düşüncelerin psikolojik açıdan bizi olumsuz etkileyebilebileceğine dikkat çekiyor.

Teknolojinin müthiş gelişme kaydettiği bugün her birimizin cebindeki telefonun ekranında saat, kolumuzda saat var, bilgisayarımızda, çantamızdaki tabletimizde, hatta mutfaktaki beyaz eşyalarımızın üzerinde saat var. Zaten evlerimizin hemen her odasındaki, camilerimizin her köşesindeki üç-beş saati zikretmeye gerek bile yok. Buna rağmen, araştırma sonuçlarında ortaya çıkan tespitlerine değil; bulunduğumuz semtin köşe başlarındaki kahvelere bir göz attığımızda, zamanı israf konusunda ne kadar eylem birliği içerisinde olduğumuz açıkça görülücektir. Kahveler tıklım tıklım, akşamları seyrettiğimiz hiçbir hayra katkısı olmayan diziler başında vakit geçirenlerin oranı yüksek, doksan dakikalık bir maçı naklen seyrettikten sonra da maç yorumcularının yorumlarıyla en az iki gün meşgul olanlarımızın sayısı oldukça yüksek..

Anlatılır ki, Almanya’da Türk işadamlarına bir seminer verilir. Derse geç gelenleri Alman profesör tek tek not alır “1 dakika, 3 dakika geç kaldı” şeklinde.  Bir gün birisine der ki: “Seninle dersten sonra 18 dakika ders yapacağız, toplam bu kadar geç kalmışsın.” der. Bizim işadamı hemen itiraz eder: “Hocam, niye 18 dakika? Ya 20 dk. olsun ya da 15 dk. düz olsun.” Der ki Alman hoca: “Olmaz!” Cebinden bir tren bileti çıkarır, “Bu tren 12:04’te kalkıyor, 1 dakika geç gidersen treni kaçırırsın. Siz ezanları hep zamanında okuyorsunuz, bin senedir dünyaya vakti, 1 dakikanın hesabını öğretiyorsunuz ama bundan haberiniz yok.” der.

Evet, dünyaya bin dört yüz senedir medeniyet öğreten, vaktin ve zamanın hesabını öğreten bir milletin fertleri olarak, çoğumuz, yapacak iş bulamayıp can sıkıntısından patlarken ve nihayetinde boş işlerle zamanı israf ederken; çok azımız da iş yoğunluğunda başını bile kaşıyacak vakit bulamamaktadır.

Rabbim, zamanı öldürmeyen, zamanı israf etmeyen; dakikaları değilse bile saatlerini Allah ve Peygamberi rızasına uygun değerlendirebilenler zümresine bizleri dahil eylesin!

 

Yılmaz ŞEN

 

  
33 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın