• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
YILBAŞI KUTLAMALARI VE SÜREÇ

YILBAŞI KUTLAMALARI VE SÜREÇ

Hz. Ömer devrinden itibaren müslümanlar Peygamberimizin Medine'ye hicretini takvim başı olarak kabul etmiştir. Bu sebeple de Hicrî takvim müslümanların kullandığı ilk takvim olmuştur.

Osmanlı devletinde Hicri takvim ve Rumî (mali) takvim birlikte kullanılmıştır. Hicri takvimde yıl, Muharrem ayı ile başlar ve miladi takvime göere her sene 10 günlük bir fark ortaya çıkar. İşte bu farkı ortadan kaldırmak için Osmanlı’da Rumî takvim de kullanılmıştır. Rumi takvim Mart ayı ile başlar. Maaş ve ücretler hep bu takvime göre hesaplanmıştır. Bu açıdan çalışanlar için önemi büyüktür. Osmanlı toplumu Rumi yılbaşı olan Mart ayında herhangi bir kutlama yapmazdı, sadece Balıkhane’de kurban kesilir ve dualar okunurdu.

Kutlama adına yapılan etkinlikler daha çok Hicri takvimin başlangıcı olan Muharrem ayında yoğunlaşırdı. Muharrem ayının girişi vesilesiyle şiirler yazılırdı. Padişaha takdim edilen bu şiirlerde, hem yeni yıl tebrik edilir, hem de muharrem ayının ümmete hayırlar getirmesi için Cenab-ı Hakk'a dua edilirdi. Padişah da Muharrem ayının girişini kutlama maksadıyla Muharremiye denilen bahşiş dağıtırdı.

Hicrî yıla giriş, şenliklerle kutlanmazdı ve genel matem havası içerisinde geçerdi. Halk yeni bir yıla girişin heyecanını ancak onuncu günden itibaren yaşamaya başlardı. Aşure günü dediğimiz 10 Muharrem’de, Kerbelâ vakası olmuş ve sevgili Peygamberimizin torunu Hüseyin şehit edilmişti. Böyle yürekler acısı bir vakanın yıldönümüne tesadüf eden bir günde müslümanları kaplayan hüzün havasını, kazanlarda pişirilen ve kâselerle dağıtılan aşureler bile dağıtmaya kâfi gelmezdi. Bu yüzden hicrî yılın ilk ayına matem hazırlığı ve gözyaşlarıyla adım atılırdı.

Muharrem ayının ilk on gününde öğle ezanları Hüseyni makamında okunurdu. Osmanlı toplumunda yalnız şii ve aleviler değil; sünni müslümanlar da Kerbela hadisesini hüzünle anarlardı. Sümbül Efendi Camii'nde yapılan Aşure merasimlerinde mevlit bahirlerinin arasında mersiyeler okunurdu. Muharremiye şiirlerinin birçoğu, Hz. Hüseyin için yazılan makteller ve mersiyelerden oluşur. Maktel, şehadeti ve bundan dolayı acıyı anlatan şiirlerdir. Mersiye ise bir kişiyi, genellikle de Hz. Hüseyin ve ehli beyti metheden, üstünlüklerini sayan şiirlerdir. Mersiyelerde Hz. Hüseyin'in şehadetinden dolayı hissedilen acının yanında ona bu zulmü reva görenlere karşı hissedilen kızgınlık da hiciv diliyle ifade edilirdi.

Halk arasında Muharrem ayın ilk gününden daha çok, onuncu günü, yani Aşure gününe itibar edilirdi.

Daha sonrasında ise ilk olarak Miladi yılbaşı etkinlikleri şöyle başlamıştır:

İngiliz elçisi 1829 yılında Haliç’te bulunan bir gemide bir balo tertip etmiştir.

Sultan Abdülmecid, 1856 yılında Fransız elçisi tarafından düzenlenen büyük baloya katılmıştır.

Osmanlı toplumunda son yıllarda esen Batılaşma rüzgârına kapılan çevreler, bu eğlence yaşamından nasiplenmek adına Beyoğlu’na akın etmişler ve İstanbul’un işgal günlerinde bu eğlence farklı bir yılbaşı özel kutlamasını da ortaya çıkarmıştır. Sarhoş olup kendinden geçme, taşkınlık yapma, sokaklarda sabahlama, ıslık çalma, kadın- erkek karışık olarak müzik eşliğinde eğlenme,  eğlence yerlerine rağbet ve kumar gitgide yaygınlaşmıştır.

Miladi takvimin esas alınmasından sonra, yılbaşı kutlamalarının bize kazandırdığı en önemli özellik, bu geceyi eğlence eksenli ihya etme alışkanlığı olmuştur.

Hıristiyan toplumlardaki noel geleneği maalesef bize sadece 31 Aralık gecesine has kutlama, sarhoş olma, çarkı felek çevirme, kumar oynama, aşırı şekilde alkol tüketme olarak geçmiştir. Bu açıdan bakıldığında aslında Hıristiyanların noel anlayışının da dini bir izahı yoktur. Miladi takvim, Hıristiyan çevreler tarafından her ne kadar Hz. İsa’nın doğumuna dayandırılsa da bu unsurun sadece özde kaldığı, uygulama ve pratikte yapılan etkinlik ve eğlencelerin hepsi tüketim sektörünün insanı madden ve manen tüketmesinden ibarettir.  Yılbaşına özel alış-veriş, hediye, çekiliş, çam ağacı, eğlence, hindi ve alkol ticareti bunun göstergesidir.

 

Yılmaz ŞEN

20 Aralık 2012

  
35 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın