• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
TARİHİMİZE VE KÜLTÜRÜMÜZE SAHİP ÇIKMAK

TARİHİMİZE VE KÜLTÜRÜMÜZE SAHİP ÇIKMAK

“Varsa hünerin, var her yerde yerin

Yoksa hünerin, dar her yerde yerin.”

Atasözü

 

Kültür, gözle görülmeyen, elle tutulmayan ve müşahhas olmayan değerler bütünüdür. Kültür, toplumların yaşama biçimidir ve milletlerin tarihsel serüvenleri onların kültüründe kendisini belli eder. Yani kültür bir anlamda toplumların hafızasıdır.

Tarih boyunca ilmî ve fikrî hayatın şekillenmesinde, yeni yeni medeniyetlerin doğup büyümesinde ve insanlığın gelişip ilerlemesinde en önde gelen etkenlerden birisi dindir. Dinin insanlığın tekâmülündeki öncü amil olma durumu bugün de devam etmektedir. Bugün dünya medeniyetlerine baktığımızda bunların Müslümanlık ve Hristiyanlık etrafında toplandıklarını açıkça görürüz. Kutsal kitabımız Kur’an’da kıssalar anlatılır. Gelmiş geçmiş birçok toplumun hikâyeleri anlatılır. Bunlar, bize sadece tarihî bilgiler vermek için değildir. O hikâyeler, iyi okuyup anlamak, iyi değerlendirmek, onlardan kendimize ibret dersleri çıkarmak içindir.

 Tarihimizi, geçmişimizi ve kültürümüzü asla unutmamalıyız. Çünkü sahip olduğumuz birikimler, bizim var olma ya da yok olmamızı sağlayacaktır. Maziyi yâd ederek yaşamak, geleceğimizi şekillendirmek için çok önemli olsa da geçmişe takılıp kalmak da geçmişi görmezlikten gelmek ve inkâr etmek kadar tehlikelidir.

Her milletin mazisi kendisi için önemlidir şüphesiz. Fakat bizim tarihimiz ve kültürümüz örnek hâdiselerle, örnek karakterlerle doludur. İlimle irfanla yoğrulmuş, fedakârlık numuneleriyle bezenmiş, zafer ve başarı öyküleriyle süslenmiş, adaletle hükmedilmiş, insana en iyi şekilde hizmet etmeyi kendisine görev bilmiş önderlerle, yiğitlik ve kahramanlık destanlarıyla dolu bir tarihin mirasına sahibiz bizler. Bunun farkında ve bilincinde olmalıyız.

Bizi savaş meydanlarında yıkamayan devletler, ya masa başında, ya kapalı kapılar ardında kurdukları çirkin tezgâhlarla ya da bizi kültürümüzden, tarihi bağlarımızdan, manevi değerlerimizden koparmak suretiyle yıkmaya çalışmışlar ve hâlâ çalışmaktadırlar. İşte bizim bu noktada uyanık olmamız, dinimize, dilimize, kültürel değerlerimize daha sıkı sarılmamız gerekmektedir. “Din, insanlık tarihine hâkim olan ve toplumları ayakta tutan en büyük kuvvettir” diyor Benjamin Costant.

Tarihine ve geçmişine sahip çıkan milletler her alanda yükselmiş ve dünyada söz sahibi olmuşlardır. Tarihine sahip çıkamayanlar ise tarihin karanlık sayfalarında yerlerini almışlardır. Benliğini kaybeden milletler başka milletlerin avı olmaktan, oyunlarına gelmekten kendilerini kurtaramamışlardır.

Tarih milletlerin boy aynasıdır. Bir millet kendisini bu aynada nasıl görmek istiyorsa ona göre bir hayat idame ettirmelidir. Aynı şekilde geçmişte her ne yaşandıysa bu aynada yansır. Kimileri bu aynada yenilgi görür, harabe görür, ezilmişlik ve horlanmışlık görür, hüzünlenir; kimileri de hoş hatıralar görür, zaferler görür, her alanda ilerlemiş bir medeniyet görür, sevinir, kendine güven gelir, geleceğe güvenle bakar o aynadan yansıyan ışıkla.

Güzel ülkemizin her tarafı bir tarihtir. Her köşesinde bize, gençlerimize ve geleceğimize pusula olabilecek çok önemli olaylar yatmaktadır. Merhum Başbakan Turgut Özal, bir grup Japon eğitimciyi ülkemize davet eder. Onlar memleketimizi gezdikten ve ülkemiz eğitimini inceledikten sonra şu verimsiz sonucu ifade ederler: “Gençlerinizde millî şuur eksik. Biz eğitime şok testler uygulayarak başlarız. Çocukları uçak kadar hızlı giden trenlere bindirir ve çok katlı yollardan geçiririz. En üstün teknolojiyle ve robotlarla çalışan dev fabrikalarımızı gezdiririz. Bu baş döndürücü teknoloji karşısında sarsılan ve şoke olan çocuklarımıza deriz ki: “Gördüğünüz bu hızlı trenleri ve üstün teknolojiyi sizin atalarınız yaptı. Eğer siz daha çok çalışırsanız daha hızlı giden ulaşım araçları yapar, daha üstün teknoloji meydana getirir, daha modern fabrikalar kurarsınız.” Bundan sonra çocukları Hiroşima ve Nagazaki’ye götürüp düşmanın harap ettiği yerleri gezdirir ve yine deriz ki: “Eğer siz birlik ve beraberlik içinde çalışmazsanız, böyle, düşmanlar sizin ülkenizi yakar, yıkar ve yaşanmaz bir ülke haline getirirler. Ama çalışırsanız güçlü olursanız, düşmanlarınız size saldırmaya cesaret edemezler. Vatanınız, milletiniz yükselir. Dünyadaki devletler size saygı duymaya başlarlar… Artık çalışmak ve çalışmamak konusunda kararınızı siz verin.” Bu iki şoke örnekle çocuklarımız kendilerine gelerek iyi ve çalışan bir Japon genci olma yolunda ilk adımlarını atmış olurlar. Millî bir şuurla okurlar. Sizin Çanakkale’niz bizimkilerden çok daha etkilidir… Bu sebeple gençlerinizi gruplar halinde Çanakkale’ye götürüp gezdirmelisiniz.”

Şunu açıkça söyleyebiliriz ki, tarihimize ve kültürümüze sahip çıkmak; bizi biz yapan değerleri gençlerimize aktarmak ve onlarda tarih ve kültür bilincini uyandırmak hepimizin görevidir.

 

Yılmaz ŞEN

Kuz Köyü Yenice Mah. Camii İmam Hatibi  - Türkeli / Sinop

 

 

  
33 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın