• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
ÖNCE SAĞLIK

ÖNCE SAĞLIK

İnsanın sağlığını koruması en büyük vazifelerinden biridir. Çünkü her şey sağlık üzerine kuruludur. Yüce Allah’ın bir emridir aynı zamanda sağlığı korumak. İslam dini sağlığa çok önem vermiştir. Nasıl?

İslam’ın ilk yıllarında yani Hz. Peygamber zamanında sağlıkla ilgili çok şey bilinmiyordu. Ne bakteri vardı bilinen, ne virüs, ne mikroorganizma, ne hücre ne de uzman doktor. Müslümanlar Peygamberleri Hz. Muhammed tarafından kendilerine iletilen Kur’an ayetleri ve peygamberlerinin uygulamaları, açıklama ve tavsiyeleri ile yetinmek durumundaydılar. Peygamberimiz sağlığa apayrı bir kıymet vermiş ve zaman zaman bununla ilgili tavsiyelerde bulunmuştur. Peygamberimizin sağlık konusundaki görüş ve tavsiyelerinin bir araya gelmesiyle “Tıbbı Nebevî” kavramı ortaya çıkmıştır. Tıbbı Nebevî, hastalanmadan önce sağlığı korumanın sırlarıdır, yani koruyucu hekimliktir.

 Hz. Peygamber (a.s), hem bireyin hem de toplumun sağlığı üzerinde büyük etkisi olan çevre temizliğine çok önem vermiş, evlerin, avluların, yolların ve toplanma yerlerinin temiz tutulmasına yönelik tavsiyelerde bulunmuştur. Yemekten önce ellerin yıkanmasına, suyun oturularak içilmesine, beden ve zihin temizliğine dikkat edilmesine, uykudan kalktıktan sonra ellerin yıkanmasına, diş ve tırnak ve beden temizliğine, sıcakta kalınmamasına, yiyecek ve içeceklerin kaplarının kapalı tutulmasına, bulaşıcı hastalığa yakalananların karantinaya alınmasına özellikle vurgu yapmış; temizliği dinin yarısı saymış, sağlığı ibadetlerde ön şart olarak görmüştür.

İslam dini, insanın hastalanmadan önce sağlıklı olarak kalmasını istemiş, sağlığı birçok kıymetin başına koymuş ve hastalığı önleyici tedbirler almıştır.

Bulaşıcı hastalıklara ve salgınlara sebep olan mikroplar, temelde yemek, su ve hava aracılığıyla yayılırlar. Peygamberimiz (s.a.v.), hastalıklara sebep olan mikropların henüz keşfedilmediği bir çağda bile, bu zararlı varlıkların tehlikelerinden korumak amacıyla Müslümanlar arasında sağlık bilincini yaymış; onlara, bir eli yemek yemeye ve tokalaşmaya hasretmelerini, diğer eli ise kirlenmiş olan şeyleri tutmaya ve tuvalet temizliğine hasretmelerini emretmiştir. Hz. Âişe (r.a.) şöyle diyor: Rasûlullah'ın (a.s) sağ eli temiz işler ve yemek yemek içindi. Sol eli ise tuvalet ihtiyacı ve kirli şeyleri tutmak içindi.” Bir başka hadiste ise peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Ey genç! Allah'ın adını anarak başla; sağ elinle ye ve önünden ye!

Soluk alıp vermek, birçok bulaşıcı hastalığın intikaline neden olmaktadır. Grip, çocuk felci, kabakulak, kızamık, nezle, boğaz iltihabı, çiçek hastalığı, verem ve özellikle virüslerle ilgili hastalıklar başta olmak üzere birçok hastalık bu türdendir. Bu sebepledir ki Hz. Peygamber, yiyecek veya içecek kabına üflemeyi ashabına yasaklamış, ayrıca hapşırma veya esneme sırasında ağzın kapatılmasını emretmiştir

Ebu Hureyre (r.a.) şöyle demiştir: Rasûlullah (a.s) hapşırdığı zaman eliyle veya elbisesiyle yüzünü kapatır ve sesini kısmaya çalışırdı.”

Ağız ve diş sağlığına da apayrı bir önem veren dinimiz dişlerin temizlenmesini emretmiş, koku verici yiyecekler yenildiği zaman toplum içine çıkılmamasını tavsiye etmiş, tırnakların uzatılmasını da altlarında pislik ve mikrop barınacağı için hoş görmemiştir.

Hz. Peygamber, bulaşıcı hastalıklara neden olan mikroplardan korunmaları amacıyla kapların üzerinin örtülmesini ve su kırbalarının ağızlarının bağlanmasını öğütlemiştir.

Hastalıkların ve salgınların yayılmasını engellemek amacıyla Hz. Peygamber (a.s), bu hastalık ve salgınlara sebep olan mikropların, keşfinin ardından modern koruyucu tıbbın da kabul ettiği esaslardan olan, iki temel kural koymuştur: Tecrit ve karantina. Birinci kural hakkında “Hastalıklı kişi, sağlıklı olanın yanına girmesin!” buyurmuş; ikincisi hakkında da şöyle buyurmuştur: “Bir yerde veba çıktığını duyarsanız oraya girmeyiniz! Bulunduğunuz yerde veba çıkmışsa oradan ayrılmayınız.”

Zararlı mikro varlıkların insana bulaşmasının bir başka yolu da bunları bünyesinde barındıran yahut hastalığa yakalanmış olan hayvanların et ve benzeri ürünlerini tüketmektir. Bu sebeple dinimiz, bu tür hayvanların etlerinin yenmesini hatta onlarla aynı ortamı paylaşmayı dahi yasaklamış ve bu hayvanları “Pis şeyler” diye isimlemiş;  kanı, leş etini, domuz etini, yırtıcı hayvanların etini, pislik yiyen hayvanların etini yemeyi haram kılmıştır.

Sağlıktan büyük zenginlik yoktur. Sağlıklı olmak için iyi beslenmek gerekir. Can boğazdan gelir. Ancak sağlığımız için hassas olmak gerekir. Hele patlayıncaya ve çatlayıncaya kadar yememek lazımdır. Dinimizin bu konudaki tavrı da açıktır; tıka basa yememek.

Sağlığı koruma hususunda söylenmesi gereken çok şey var. Dinimizin ortaya koyduğu prensipler dünya döndükçe geçerliliğini ve güncelliğini koruyacak tarzda. Sağlık büyük bir nimettir. Din ve dünya ehline devlet sermayesidir. Sağlığı korumak saadettir. Kadir ve kıymetini bilip, hastalanmadan önce alınacak tedbirlerle onu sağlam tutmak hoş bir ganimettir. Çünkü sağlığını koruyan afiyet bulur, çabuk ve çok hastalanmayıp selamette kalır. Tedbir ve ilaca ihtiyacı kalmayıp, rahat bulur. Bol vakit bulup, Mevla'nın marifetine nail olur.

 

Yılmaz ŞEN

Kuz Köyü - Türkeli/Sinop

Yenice Mah. Camii İmam Hatibi

 

  
41 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın