• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
OSMAN GAZİ’NİN HAYATI

OSMAN GAZİ’NİN HAYATI

Geçtiğimiz hafta, Osmanlı Devleti’nin kurucusu olan Osman Gazi’nin vefatının 682’nci yıldönümüydü. 68 yıllık hayatını Türk İslam milletinin hizmetine adayan, Türk milletinin şanını yüzyıllarca yaşatacak bir devlet kuran, ömrünü at sırtında, cihad meydanlarında geçiren büyük şahsiyetin hayat hikâyesini özet olarak sizlere sunuyorum.

Osmanlı İmparatorlu­ğu'nun kurucusu Osman Bey, Oğuz Türklerinin Kayı Bo­yu'na mensup olan Ertuğrul Ga­zi'nin küçük oğludur. Osman Bey, 1258 yılında Söğüt'te doğmuştur. Ertuğrul Bey'in üç oğlundan birisidir.

Osman Bey, yaşça diğer kardeş­lerinden küçük olmasına rağmen, iktidar, şecaat, öngörü ve liyakat gibi vasıflarıyla, ayrıca savaş­lardaki üstün maharet ve cesaretiyle, idareciliğe bü­yük kardeşlerinden daha la­yık olduğunu genç yaşlarında ispat etmiştir. Osmancık lakabının kendisine verilmesi de bundan dolayıdır. Babası vefat ettikten sonra diğer bütün beyler, ittifakla Osman Bey'i aşiretin reisi olarak tanıdılar. Osman Bey, beyliğin başına geçtiği zaman, 23 yaşında idi.

Büyük şeyhlerden Edebalı'nın evinde misafir iken, istirahat için gösterilen odada, Kur'an-ı Kerim'i görünce, sabaha kadar saygısından yatmadığı ve geceyi uykusuz geçirdiği çok meşhurdur. Şeyh bu durumdan çok memnun kaldığı için kendisini kızı ile evlendirmiş ve hayır dualar etmiştir.

 Osman Bey, 1287'de Karacahisar'ı fethetti. 1280'de Domaniç'te Bizanslıları yenerek Bilecik'i fethetti ve Selçuklu Hükümdarı tarafından uç beyliğine verildi. 1299'da Inegöl fethedildi. Selçuklu Devleti yıkıldı ve Osman Bey müstakil beyliğini ilân etti. 1300'de Yenişehir ile Köprühisar, 1302'de ise Akhisar ve Koçhisar fethedildi.

Osman Bey'e babasından kalan arazinin genişliği 4800 km2 idi. Kendisi vefat ettiğinde ise, beyliğin toprak genişliği 16.000 kmye ulaşmıştır.

Vefat etmeden önce oğlu Orhan Bey'e şöyle vasiyet etmiştir: “Oğullarıma ve bütün dostlarıma birinci vasiyetim şudur ki; her zaman gazaya devam ederek, Din-i Celil-i İslâm'ın yüceliğini yaşatınız. Cihadın kemaline ererek, sancağı şerifi hep yüksekte tutunuz. Her zaman İslâm'a hizmet ediniz. Zira Cenâb-ı Hak benim gibi zayıf bir kulunu ülkeler fethetmek için memur etti.

Gaza ve cihatlarınızla Kelime-i Tevhid'i çok uzaklara götürünüz. Hanedanımdan her kim, hak yoldan ve adaletten saparsa mahşer gününde, Rasülü Azam'ın şefaatinden mahrum kalsın.

Oğlum! Dünyaya gelen hiç bir insan yoktur ki, ölüme boyun eğmesin. Bana da, Hz. Allah’ın emri ile şimdi ölüm yaklaştı. Bu devleti sana emanet ediyorum. Seni de Mevlâ'ya emanet ettim. Her işinde adaleti üstün tut.”

Vefatında 68 yaşında idi. (Allah rahmet eylesin.)

Osman Bey vefat ettiği zaman zayıf bir rivayete göre, Söğüt'te babasının yanına defnedilmiş ve Bursa alınırsa oraya defnini vasiyet etmişti. Bunun için 1326'da Bursa alındıktan sonra vasiyeti yerine getirilerek cesedi Bursa'ya nakledilip, Hisar'da (Saint Eli) namına yapılmış olan Gümüşlü Künbed'e defnedilmiştir.

Osmanlı Beyliği'nin Bizans'a komşu olması ve sınır boyla­rında devamlı gaza yapma­sı, cihad ruhu taşıyan di­ğer Türkmen gruplarının da bu beyliğin etrafında toplanmalarına neden ol­muştur. Bu durum ise, Osmanlı Beyliği'nin kısa sürede büyümesine ve yüzyıllarca sürecek büyük bir imparatorluk haline gel­mesine etki eden önemli amil­lerden biri sayılmıştır.

Osman Bey, ilme fazla zaman ayıramadığı halde, âlimlere ve şeyhlere çok saygılı olup yoksul ve acizleri de devamlı kolladığından, halk yanında büyük bir itibar ve saygıya nail olmuştur. Mütevazı bir bey olup si­lah arkadaşlarının görüş­lerini dinlemeye de önem vermiştir.

Fet­hettiği yerlere ca­mi, medrese, dev­let binaları ve hay­riyye (hayır bina­ları) yaptırmıştır. Sürekli olarak fakir,  dul ve yetimleri göze­tip kolladığından, cömertliği dillere destan olmuş, fazla mal mülk edinmeye rağbet etmemiştir.

Tarihe şan ve şeref veren devlet adamlarını hep büyük ruh terbiyecileri yetiştirmiştir. Onlar, yetiştirdikleri devlet adamlarına engin bir gönül iklimi kazandırmış ve kendilerini, merhamet ve mes'uliyet duyguları ile ebedîleştirmişlerdir. Ertuğrul Gazi büyük mürşid Edebali Hazretleri'ni kendisine rehber edinmiş; oğlu Osman Bey'i de onun terbiyesine teslim etmiştir. Ertuğrul Gazi, oğlu Osman Bey’e, onun şahsında bütün haleflerinin ruhlarına yön verecek  kıymetli vasiyyette bulunmuştur.

Son söz, Şeyh Edebalı’nın Osman Bey’e vasiyetinden:

"Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez.

Osman! geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın. Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın..."

 

Yılmaz ŞEN

 

 

  
40 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın