• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
NAMAZ İBADETİ

NAMAZ İBADETİ

Dinimize göre imandan sonra Allah Teâlâ’ya karşı en önemli vazifemiz namaz ibadetidir. İslam’ın temel şartlarından biri olan namaz, ergenlik çağına girmiş akıllı her müslümana farz olan bir ibadettir. Kur’an-ı Kerim’de: “Namaz müminlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır”[1]  buyurulmaktadır.

Hz. Adem (a.s)’dan itibaren bütün insanlar namaz kılmakla emrolunmuştur. Sevgili Peygamberimiz namazı, gözümün nuru, dinin direği, amellerin en faziletlisi olarak nitelemiştir. Allah ile kul arasında manevi bir bağ olan namaz kulluğun en samimi ifadesidir. Dinî kaynaklarımıza göre namaz; maddî manevî kirlerden arındıran, ruhumuzu yücelten miracımızdır. Namaz, sahibinin alnında parlayan bir nurdur.[2] Namaz, Allah’ın yardımına ve merhametine sığınmanın, rızasını ve cennetini kazanmanın yoludur. Hulasa namaz günde beş defa huzur-u îlahîye kabulle müşerref olmaktır.

Bütün ibadetlerde olduğu gibi namazın da maddi, manevi, ahlaki ve sosyal, birçok fayda ve hikmetleri vardır. Ancak namaz ve bütün ibadetler fayda için değil, ancak ve ancak Allah’ın bir emri olduğu için yani Allah rızası için eda edilir.

Namazı eda etmek itaat; terk etmek ise isyandır. Müminler her hal ve şartta namazlarını kılmakla mükelleftirler. Kur’an-ı Kerim’de namazı terk edenlerin ahiretteki durumları şu şekilde haber verilir: “Onlardan sonra namazı zayi eden, şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.”[3] Bir başka âyette ise cehennemdekilere ‘sizi buraya sokan nedir?’ diye sorulduğunda onların: “Biz namaz kılanlardan değildik”[4] diyecekleri ifade edilir. Peygamber Efendimiz (a.s): “Ahirette hesabı ilk sorulacak amel namazdır.”[5] “Namazı kasten terk etmeyin. Kim namazı kasten terk ederse Allah ve Rasülünün himayesinden uzak kalır”[6] buyurmuşlardır. Ancak tevbe edip halini düzelten kullarına karşı Rabbimizin daima lütufkar ve merhamet sahibi olduğunu da hatırda tutmalıyız.

Allah Rasülü (s.a.v.); “Her kim abdestini güzelce alır, rukû ve huşuunu tamamlayarak Allah Teâlâ’nın farz kıldığı beş vakit namazı vaktinde kılarsa, Allah o kimseyi bağışlayacağına söz vermiştir. Böyle yapmayana Allah’ın teminatı yoktur. İsterse affeder isterse azap eder.”[7] buyurarak namazın şahsımız için bir kurtuluş olduğunu müjdelemiştir.

O halde namazlarımızı ve diğer ibadetlerimizi Rabbizimin şanına yakışır bir şekilde, elimizden geldiği kadar düzgün ifa edelim. Gayret bizden, kabul Yüce Mevlâ’dandır. Cenâb-ı Hak, bizi ve neslimizi namazı dosdoğru ve devamlı kılanlardan eylesin.

 

[1] Bakara 2/83

[2] Fetih 48/29

[3] Meryem 19/16

[4] Müddessir 74/42

[5] Tirmizi, Salat 188

[6] Ahmed b.Hanbel, 6,421

[7] Ebu Davud, Salat, 9

  
41 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın