• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
KUR’AN’I ANLAMAK VE YAŞAMAK İÇİN OKUMAK

KUR’AN’I ANLAMAK VE YAŞAMAK İÇİN OKUMAK

Kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim, dünyamızı düzene sokmak için gelmiştir, ahiret hayatı için değil. Bunun için düşünmek zorundayız. Eğer bir insan dünyayı kazanamamışsa ahireti de kazanamamıştır. Dünyayı kazanmak, dünya ile ilgili akla ne geliyorsa Kur’an’ın talimatları çerçevesinde onları yapmak demektir. İnsan, dünyadaki hayatın yegâne düzenleyicisidir. Çünkü Allah’ın halifesidir. Kur’an bize dünya hayatımızı nasıl düzenleyeceğimizin ipuçlarını veriyor. Eşsiz kitabımızı okuyup, onun muhtevasını öğrenmek, her Müslüman için gereklidir.

Kur’ân insanlar için nazil olmuştur. Yüce Allah Kur’an’da şöyle buyuruyor: “Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?” (2) Hayatımızı şekillendirmek için nazil olan Kur’ân’ı bugün bizler gerektiği gibi okumuyor, anlamıyor, onunla gereğince amel etmiyoruz. Biz Kur’an’ı, sadece namazda okuduğumuz kadarıyla biliyor, yakınlarımızdan birisi öldüğünde arkasından Yasin okuyacak kadar okuyoruz. Kur'an-ı okumak elbette bir ibadettir. Fakat bu yeterli değildir. Kur’an sadece okunmak için gelmemiştir. Bir kitabı masanın üstüne koyup onu seyretmek, insana hiçbir şey kazandırmaz. Kitabı açıp okumak, hatta tekrar tekrar okumak da insana çok şey kazandırmaz.  Bir kitabın faydalı olabilmesi için, o kitapta yazılı olan şeylerin dikkatli olarak okunması, vermek istediği mesajın doğru olarak anlaşılması ve orada yazılı bilgilerin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bal bal demekle ağız tatlanmaz. Balın tadını alabilmek için bir parmak bal yemek lazımdır.

Bildiğiniz gibi Kur’an 23 senede inmiştir. Çeşitli olaylar üzerine, değişik zamanlarda parça parça gönderilmiştir. Gelen her ayet peygamberimiz tarafından Müslümanlara öğretilmiş ve uygulatılmıştır. Eski ve zararlı alışkanlıklar inen ayetler dolayısıyla bir bir terkedilmiş; yerlerine Kur’an’ın öngördüğü yeni ve güzel davranışlar konulmuştur. Eski ve kökleşmiş zararlı alışkanlıklardan vazgeçmek ilk Müslümanlar tarafından çok kolay olmamıştır. Bundan dolayı Kur’an ayetlerinin iyice anlaşılıp hayata tam geçirilmesi için vahiy süreci 23 sene sürmüştür. Bu bir insan ömrünün neredeyse yarısıdır. Kur’an’ı okumak tek başına yeterli olsaydı eğer, Yüce Allah Kur’an’ı çok kısa sürede hemen peygamberine gönderir, peygamberimiz de Müslümanlardan Kur’an’ı sadece okumalarını isterdi. Bu olmamıştır. Yani Kur’an’ın anlaşılması ve hayata geçirilmesi okumaya göre daha öncelikli ve önemli olmuştur. Sahabenin büyüklerinin anlattıklarına göre ilk Müslümanlar Kur’an’ın yeni bir ayetini bütün incelikleriyle öğrenip gereğince hayata geçirmedikçe diğer bir ayete geçip öğrenmezlermiş. Yani ayetlerdeki hükümleri hayatlarının bir alışkanlığı haline getiriyor, sonra yeni bir ayet geliyor ve onu öğreniyorlarmış.

Ebi Talip el Mekkî’nin rivayetine göre ise Kur’an’ı okuduğu halde onunla amel etmeyenin durumu en büyük afet olarak vasıflandırılıyor, sonra Kur’an’a uymayı terk etmek, Kur’an’ı gereğince yaşamaktan uzak kalmak en büyük günah, en büyük tehlike olarak nitelendiriliyor.

Peygamberimiz (s.a.v.) bizleri bu konuda bakın nasıl uyarıyor: “Bir zaman gelecek, ümmetimin içinde Kur’an okuyanlar çoğalacak, ama onu anlayanlar azalacaktır. İlim yok olacak, her kafadan bir ses çıkacaktır. Daha sonra bir zaman gelecek ki, benim ümmetimden birtakım adamlar Kur’an okuyacaklar ama okudukları boğazlarından aşağıya geçmeyecektir.” (3) Biz kendimizi acaba hiç sorguladık mı? Okuduğumuz ve dinlediğimiz ayetleri anlıyor, boğazımızdan aşağıya geçiriyor, onları hayatımızın gıdası haline getirebiliyor muyuz?

Kur’an’ı hakkıyla okuyup yaşayanlar Allah’ın yasaklarından kaçınan, faizden, kumardan, içkiden, zinadan, dedikodudan, iftiradan, yalandan ve hırsızlıktan uzak durup Allah’ın emirlerini tam yapan kişilerdir.

İnandığımız gibi yaşamazsak, yaşadığımız gibi inanmaya başlarız. Çoğumuz dinimizin değerlerine göre değil, çağımız güçlü kültürlerinin ortaya çıkardığı değerlere göre hayatımızı sürdürüyoruz. Öyleyse biz nasıl Müslümanız? Hayatımızın temeli yaptığımız Batı değerleri mi dinimiz, yoksa Kur’an ve sünnetin ortaya koyduğu değerler mi? Hangisi bizim dinimiz, hangisi uygulamalarımız?

Yılmaz ŞEN

-----------------------

(1) Kamer Suresi, 17

(2) Sahih-i Buhari, VI, 115

(3) Sünen, İbn Mace, Mukaddime, I, 94

 

  
148 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın