• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
KİM SORUMLU?

KİM SORUMLU?

“Her biriniz bir yöneticisiniz ve her biriniz yönetiminizdekilerden sorumlusunuz: Devlet adamı bir yöneticidir ve halkından sorumludur; erkek, ailesinin yöneticisidir ve onları gözetmekten sorumludur; kadın, kocasının evinin muhafızıdır ve bundan sorumludur; hizmetçi efendisinin malının bekçisidir ve bundan sorumludur. Her biriniz bir yöneticisiniz ve yönetiminizdekilerden sorumlusunuz.”

(Hadis-i Şerif)

Çocuğumuz düşüp kafasını masaya çarpınca hemen biz masayı döveriz. Çocuk gerçek suçlunun masa olduğunu sanır ve böyle büyür. Sonra bir gün gelir ki, çocuğumuz, başına ne olumsuzluk gelse hep birini ya da birilerini suçlar.

Hepiniz çok iyi hatırlarsınız ki, Balkan harbinden kalma vagonlara hızlı tren deneme seferleri kapsamında saatte 160 km hız yaptırılır. Tabii ki ilk virajda sizlere ömür. Sonra suçlu tespit edilir, Makinist.

Mersin’de bayrağımız yakılır, yırtılır. Askerlere taş atılır, sopayla saldırılır, panzerlere molotof atılır. Tüm memleket ayağa kalkar. Suçlular bulunur, iki tane veled.

17 Ağustos’ta deprem olur, 7 vilayette en az 50 bin insan can verir, binlerce bina yıkılır, on binlercesi de hasar görür. Bütün fatura bir kişiye kesilir, Veli Göçer.

Edirne’de bebekler ölür, bisküvi kolilerine konulup gömülür. Araştırılır ve ‘ihmal yok’ sonucu ortaya çıkar, ölümlerin sebebi ve sorumlusu klimadır.

Yollarda her gün ortalama 20 insanımız can verir. Hemen aklımıza sanal katil Trafik Canavarı gelir. Trafik kurallarına ne kadar uyduğumuz yahut uymadığımız, yol ve trafik emniyetinin ne kadar sağlandığı ve yollardaki göçükleri, çukurları tamir etmeyen sorumlularımız hiç aklımıza gelmez.

Deli Dana hastalığı gelir, inekleri sorumlu tutarız. Birkaç yerde tavuklar ölür, kuş gribi deriz ve tüm kanatlıları suçlu sayarız, yetkililerimiz toplayabildiği bütün kanatlı ev hayvanlarını itlaf eder.

Dere yataklarındaki evlere su basar, yağmur deriz. Ormanlar yanar, sigara deriz. Fırtınalı havada denize açılan kaptanı suçlamayız hiçbir zaman, gemi batsa da dalga deriz.

Ülkemizin en saygın bilim adamlarının bulunduğu uçak Isparta’da düşer, suç rahmetli pilotun üstüne kalır.

Rize’nin dağlarında kayak yapan kayakçıların üstüne çığ düşer, sorumlu kar olur.

Filistin’de 1948’den beri insanlar ölür, tanklar ev yıkar, analar ağlar, bebekler can verir. Suçlu ortadadır, ateşkesi bozan Filistinliler ve Hamas..

Yüzlerce insan işten çıkarılır, evlerine ekmek götüremez hale gelir. Küresel ekonomik kriz sebep olmuştur buna. İşlerini pamuk ipliğine, borçlarını dövize bağlayan işverenlerimizin, işadamlarımızın hiç payı yoktur bunda.

ABD Irak’ı işgal eder, taş üstünde taş bırakmaz, sorumlusu Saddam olur. Sonra tüm petrol kuyularının başına ABD şirketleri geçer.

Biz ve İslam ülkeleri yani Müslümanlar, başımıza gelen her çeşit soruna, krize, sıkıntıya, düşüşümüze, ayağa kalkamayışımıza, dünyanın her yerinde birbirinden kopuk halde yaşayışımıza hep birini/birilerini suçlarız. Hem de hiç arama zahmetine girmeden hemen birilerine sorumluluğu yükleriz. Kişinin kendine ve başkalarına karşı zamanında yerine getirmesi gereken yükümlülükler, sorumluluktur. Biz üstümüze düşenleri yapmalıyız. Vazifemizi yapmalıyız. Buna rağmen başımıza bir şey gelse hemen suçlu arama yoluna değil; başta kendimizi özeleştiriye çekmeli, aynayı önce kendimize tutmalıyız. Sonra diğerleri. Yoksa daha nelere nelere tanık olur, ne suçlular icat ederiz de asıl sorumsuzun kendimiz oluğunu unuturuz.

Diyeceksiniz ki, biz zaten böyle büyütülmüştük. Çocukken ayağımız halının ucuna takılmış,  düşmüştük ve başımız masaya çarpmıştı. Masayı döverek öğretmişti büyüklerimiz bizde hiç kusur olmadığını, tüm suçlunun masa olduğunu…

Fakat dinimizce, bizler yaptıklarımızın, işlediklerimizin tümünden sorumluyuz. Sonunda hesap vereceğiz. Yapmamız gerekip de yapmadıklarımızdan, yerine getirmemiz gerekirken ihmal ettiklerimizden de sorumluyuz. Sonunda bunlardan da hesap vereceğiz. Herkesin sorumluğu bulunduğu konuma ve şartlara göre değişmekle birlikte değişmeyecek temel gerçek, kendimiz dışında suçlular türetmenin bizlere fayda sağlamayacak olmasıdır.

 

Yılmaz ŞEN

 

  
39 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın