• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
İNSANLARI TANIMAK

İNSANLARI TANIMAK

“Müslüman, müslümanın elinden ve dilinden emin olduğu kişidir.”

(Hadis-i Şerif)

 

İnsanları tanımak zordur. Belki de bu yüzden insanları tanımak hakkında bunca kitap kaleme alınmış, bunca söz söylenmiştir.

Bir insanı tanımak, onun adını, sanını, memleketini bilmek değildir; huyunu, suyunu, karakterini çözmektir.

Eskiler, bir insanı tanıma konusunda belli başlı kriterler ortaya koymuşlardır.  Bir yolculukta birlikte olmak, birlikte bir yemek yemek ve ticari ilişki içerisinde bulunmak,  bu kıstasların başında gelmektedir.

Günümüzde, böyle birkaç husus sayesinde birisini tanımak hiç mümkün değildir. Bırakın başkasını tanımayı, insan artık kendisini bile tanımaz olmuş, kendisinin yabancısı olmuştur günümüzde.

Teknolojinin hayatımıza girmesi her ne kadar hayatımızı kolaylaştırsa da bizi,  başta kendimiz olmak üzere çevremizdeki insanlardan uzaklaştırır hale gelmiştir.

 Anlatılır ki Mevlana hazretleri yanında adamlarından biri ile birlikte bir yere gitmektedir. Yolda köpek enikleri görürler. Küçük yavrular birbirleriyle olanca imrendirici şekliyle oynamaktadırlar. Mevlana’ya der ki yanındaki adamı; ”Efendim! Şu hayvancıklara bakın, ne güzel oynaşıyorlar, ne güzel anlaşıyorlar. Şu hayvancıklar arasındaki muhabbet biz insanlar arasında bile yok…”  Bir tebessüm ile yetinir Mevlana hazretleri. Yola devam ederler. Dönüşte yol kenarında bir kemik parçası bulur Mevlana. Alır onu eline ve götürür, az önce gördükleri, birbirleriyle oynaşmakta olan köpek yavrularının tam ortasını koyar. O vakte kadar çok iyi anlaşan yavrucuklar, ortalarına düşen kemik parçası için birbirleriyle başlarlar didişmeye, hatta birbirlerini yemeye. Manzara karşısında Mevlana hazretleri döner adamına ve şöyle der: “Gördün mü? Ne güzel anlaşıyorlar…”

Bu zamana kadar güvendiğimiz, en çok değer verdiğimiz, iyi tanıdığımızı sandığımız insanlardan, arkadaşlarımızdan, dostlarımızdan gördüğümüz muameleleri bir düşünün. Sırtımızdan bıçaklayan, ayağımıza çelme takmaya çalışan, işimizi vs.yi çekemeyip kötülüğümüzü isteyen kişiler, bizim tanımadığımız, selam vermediğimiz insanlar değildir. Bilakis bunlar, iyi tanıdığımızı sandığımız dostlarımızdır. İnsanoğlu çiğ süt emmiştir. Bu çiğlik davranışlarına da öyle yahut böyle, zaman zaman yansımaktadır. Davranışlarımıza yansıyan bu çiğlik ise başta kendimiz olmak üzere hep yakın çevremize zarar vermektedir.

Aralarından yıllarca su sızmayan, yedikleri ayrı gitmeyen birçok insan, birçok kardeş günün birinde, birbirlerinin karşısında yerlerini alabiliyorlarsa, bunun altında mal hırsı, kariyer hırsı, şöhret hırsı, çıkar hırsı ve çekememezlik denilen karın ağrısı yatmaktadır.

Vaktiyle adamın birisi deniz kenarında yürümektedir. Ayağına bir şey takılır kumlar arasında. Bakar ki eski püskü bir şey, Alaaddin’in sihirli lambası gibi. Alır onu eline, tozunu toprağını bir güzel siler ki lamba parlamaya başlar. İçinden bir cin çıkar. Cin, adama, bugün bu dördüncü dışarı çıkarılışı olduğunu, dolaysıyla kendisinden üç değil bir dilekte bulunmasını söyler. Adam, uzaktaki bir Japon adasını çok merak ettiğini, oraya gitmek istediğini, fakat uçaktan korktuğunu, oraya arabayla gitmesinin de imkânı olmadığını, mümkünse oraya bir köprü yapmasını diler.

Cin, bu köprü işinin çok zor olduğunu, şu kadar beton, şu kadar direk, şu kadar iş, işçi filan, velhasıl başka bir dilekte bulunmasını ister adamdan. Adam bu sefer iyice düşünür ve şöyle açıklar dileğini: “Ben insanları anlayamıyorum, insanları tanıyamıyorum. Kimi sevdimse zamanla o beni sevmez oluyor, kime güvendimse beni aldatıyor, kime selam verdimse beni tanımaz oluyor, kime dostluk elimi uzatsam düşmanım kesiliyor, kime sırrımı versem herkese ifşa ediyor. Ben insanları tanımakta zorlanıyorum. Sen bana en iyisi insanları tanımanın yolunu anlat.”

Cin adamın yüzüne şöyle bir bakar ve “istediğin köprü iki şeritli mi olsun dört şeritli mi olsun?” der.

İnsanları tanımak, insanları anlamak öylesine zor, öylesine zor ki…

 

Yılmaz ŞEN

  
175 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın