• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
YARATICIYA İNANMAYAN BİRİSİNNİ İKNA

YARATICIYA İNANMAYAN BİRİSİNNİ İKNA

İnsanlar yaratılış itibariyle inanma eğilimi içerisinde yaratılmışlardır. Kimileri kalplerinde bulunan inanç boşluğunu tevhid inancı ile doldururken kimileri de farklı inanç türleriyle doldurmuşlardır.

İnancımıza göre ahirete inanmayan kişi kafirdir. Yani söz konusu kişi aynı zamanda tevhid inancına da sahip değildir. Çünkü İslam inancı bir bütündür.

Ahirete inanmayan bir kişi ile tartışmak hiçbir şekilde onu sonuçta ahirete inanır hale getirmez. Çünkü tartışan insanlar kendi argümanlarını öne sürecekler, karşısındaki kişiyi kendi düşünceleri ile alt etmeye çalışacaklardır. Bu durumda biz karşımızdaki insanın, en azından inanç arızasını gidermek için tabii ki kendi düşüncemizi yani İslam inancını ve ahiret inancını anlatacağız. Burada ikna edebilmek için kelam ilminin argümanlarından olan isbat-ı vacip delilleri kapsamında aklımıza gelen örnekleri de vermeliyiz. Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim, gerek Yasin suresinde gerekse diğer surelerdeki ayet-i kerimelerde, kainatın yaratılışını, gece ve gündüzü, güneş, ay ve yıldızların hareketini, bitki ve ağaçların yapraklarının dökülmesi sonrasında tekrar yeşermesi gibi örnekleri vermekte; her şeyin planlı ve ölçülü yaratıldığını sık sık ifade etmektedir. Tartışmanın durumuna göre Kur’an ayetleri sıralanıp izah edilebilir. Fakat bütün bunlardan önce tartıştığımız kişinin içinde bulunduğu psikolojik durumun bilinmesinde yarar vardır.

Kelam ilmini ortaya koyan alimlerimiz, kozmolojik delilleri kitaplarında yazmış ve anlatmış olsalar da hadisenin teorik tarafı yanında bir de pratik tarafı bulunmaktadır. Peygamberimiz (s.a.v.) in hayatına baktığımızda, yirmi üç sene boyunca İslamı tebliğ etmesine rağmen, en yakın akrabalarından, amcalarından, komşularından bile ikna edemedikleri olmuştur. Bu bize, hidayetin Allah’ın bir lütfu olduğunu göstermektedir.

İnanmaya veya ikna olmaya meyilli olmayan kişiye ne kadar konuşsak, her çeşit ispatlama yöntemini kullansak, çeşit çeşit örnekler versek bile sonuç değişmeyecektir. Askerliğim sırasında üniversite mezunu, kendisini “ateist” olarak niteleyen birisini günlerce anlatmama hatta dil dökmeme rağmen hiçbir şekilde değiştiremediğimi üzülerek görmüştüm. Bir İngiliz atasözü var, doğru olduğunu düşünürüm. Şöyle; “Bir atı zorla suya götürebilirsiniz fakat ona zorla su içiremezsiniz.”

Karşımızdaki kişinin her şeyden önce manevi uyanışa hazır olması gerekmektedir. Yoksa ona, her şeyin sonradan olduğunu, sonradan var edilen her şeyi bir yaratıcının var ettiğini, en mükemmel şeyleri bile bir yaratan olduğunu, bu yaratıcının ekmel varlık olduğunu, geceyi gündüzü yaratan olduğunu, çürümüş kemikleri bile yok ettikten sonra tekrar dirilteceğini ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerden örnekler vererek anlatsak bile karşımızdaki kişinin buna hazır bulunmaması sonucunda yetersiz kalabiliriz. Kelam ilminin önerdiği ikna yöntemleri çok önemli olmasına rağmen bunlar daha çok bu deliller daha çok Allah’ın varlığına iman konusunda gelebilecek şüpheleri gidermek veya gelebilecek itirazları cevaplandırmak için kullanılmalıdır.

İnsanların ispat delillerine karşı duyarlılıkları kişiden kişiye değişmektedir.  Bu duyarlılık onların karakter, kültürel çevre ve yetişme tarzlarına göre değişik sonuçlar verebilir.  Bazı insanlar, gayet inatçı ve her şeyi reddeder pozisyonda bulunurken, bazılarının ise inanması için bir işaret veya sıkıntılarla karşılaşması gerekirken; bazıları daha hassas ve kırılgan bir noktada bulunur; bazıları da inanmak için küçük bir kıvılcıma ve teselliye ihtiyaç duyabilirler.

Gayret bizden, hidayet Allah’tan.

 

Yılmaz Şen - 2020

 

  
76 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın