• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
EVLATLARIMIZI KORUMAK

EVLATLARIMIZI KORUMAK

Okullar açıldı, çocuklarımız okullarına gitmeye, eğitim almaya başladılar. Eğitim, okula gitmek mi demektir; çocuklarımızı eğitmek, onları okula göndermek midir?  Öyle olmadığı halde, yıllardır “Ben okuyamadım, sizleri okutmak için elimden geleni yapıyorum” düşüncesiyle aileler çocuklarının eğitimi için ellerinden gelen her şeyi yaptıklarına inanmaktadır.

“Ülkemizin ve insanlığın geleceği olan çocukların ve gençlerin eğitimi konusunda kimin ihmali var?” sorusu sık sık gündemimizi meşgul ediyor, cevap olarak hep eğitim sistemimiz bitmiş deyip çıkıyoruz işin içinden. Sistemden kaynaklanan açıkları, eksikleri bilmek önemlidir, fakat bu açığa rağmen, çocuklara ve gençlere sahip çıkmak zorunda olduğumuzu unutmamalıyız.

“Eğitim” denilince hepimizin aklına okula gitmek, sınavlara girmek, iyi bir lise veya üniversite kazanıp okumak geliyor. “Diploma alma” çabasını eğitim olarak algılıyoruz. Ülkemizde yıllardır lise veya üniversite diplomasını aldıktan sonra eğitimin bittiği anlayışı hâkim. Diploma merkezli bir bakış açısıdır bu.

Beşikten mezara kadar ilim tahsil edin!” diyen bir peygamberin ümmeti olmamıza rağmen, eğitimi diploma ile sınırlandırmış olmamız gerçekten çok garip ve düşündürücü.

Önce kendimize sonra çocuklarımıza, ömrünün sonuna kadar her konuda kendini yetiştirme alışkanlığı kazandırmak zorundayız. Kitap okuma alışkanlığı kazanmak, üniversiteyi kazanmaktan çok daha önemlidir.

Temel evde atılır. İnsan görerek öğrenmeye başlar. Dünyaya geldiği andan itibaren, insanın ilk gördüğü ailesidir. Annesinden babasından öğrenir oturmayı, kalkmayı, konuşmayı, ahlaklı olmayı, kibar olmayı, dürüst olmayı, çalışkan olmayı, üretken olmayı ve tüm davranışları. İlk altı yıl içerisinde olur bütün bunlar. Temeli sağlam atılmamış bir binanın üst katlarında yapılan çalışmalar çok daha yorucu ve tehlikelidir.

Çocuğu dünyaya getirmek ve karnını doyurmak “anne” olmak için yeterli değildir; çocuklar için akşama kadar çalışıp para kazanmak, onların giysilerini alıp cebine harçlık koyup okula göndermek, yılda bir iki kez veli toplantılarına katılmak da “baba” olmak için yeterli değildir.

Dünyadaki tüm canlılar yavrularını aylarca karnında taşıyıp, zor şartlar altında onları dünyaya getirmektedir. İnsanı diğer canlılardan ayıran özellik, evladını eğitmektir. Yani ona olumlu davranış kazandırmaktır.

Olumlu davranış, test başarısı değildir, çünkü bu, hayat başarısı anlamına gelmez. Bugün eğitim sistemimiz gençleri maalesef, test çözme makinesi haline getirdi. En iyi test çözen, en iyi öğrenci olarak kabul ediliyor. Testler de başarılı olan öğrenci, iyi bir Anadolu lisesini veya iyi bir Üniversiteyi kazanıyor. Ya sonrası…

Okumuş, diplomalı insan, ülkesine ve milletine faydalı olma bilincine sahip değilse geldiği yüksek makamlar neye yarar?

Okul binalarını gümüşten, okul sıralarını altından, tebeşirleri elmastan yapmış olsak bile, ahlak ve maneviyat merkezli bir eğitim sistemine sahip olmadığımız sürece, problemlerimiz azalmayacaktır. Avrupa ve Amerika’da verilen eğitim, bunun en büyük kanıtıdır. Her türlü maddi imkânları olmasına rağmen, okullarda şiddetin azalmasını sağlayamıyorlar.

Bir milletin en büyük hazinesi, o milletin geleceği olan çocukları ve gençleridir.  Bugünün çocukları, yarının gençleridir. Bugünün gençleri yarının büyükleri olacak.

Bir çocuğun elinden tutmak, bir gence sahip çıkmak bu ülkenin geleceğine sahip çıkmaktır. Yirmi yıl sonra, bu ülkenin her yerinde etkili olacak olan gençleri ihmal etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Evlatlarını koruyamayanlar, ne vatanlarını, ne değerlerini, ne kültürlerini ne de dinlerini koruyabilirler.

Yılmaz ŞEN

 

 

  
130 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın