• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
ÇİVİSİ ÇIKMIŞ DÜNYA

ÇİVİSİ ÇIKMIŞ DÜNYA

Gazetelerden, radyo ve televizyonlardan günlük gelişmeleri takip edenler bilirler ki, yeryüzünde meydana gelen gelişmelere akıl sır erdirmek mümkün değil.

 Baş döndürücü bir hızla ilerleyen teknoloji ve bilişimin yanısıra hızla gerileyen manevi çöküş ve ahlaki bunalım bulunduğumuz zamanda işlerin pusulasız yol aldığını göstermekte. Arada sırada umulmadık, yararlı dönüşümlere tanık oluyorsak da, insanlar arası diyalog ve etkileşimde açmaza sürüklendiğimiz vakidir.

Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla dünyada bir umut rüzgârı esmeye başlamış, demokrasi yavaş yavaş yaygınlaşarak birçok ülkede demokratikleşme sancılarının ortaya çıkmasına, dolaysıyla insan yaşamında gelişme ve refahın artmasına yönelik adımlar hızlanmıştır. Derken AB birliği yeni bir kapı aralamıştır gelişmekte olan ülkelere. Bunlara malumunuz ülkemiz de dâhildir ve her ne düzenleme yapılıyorsa AB standartları ölçümüz olmakta, her şeyimizi AB ölçüsüne uydurmaya çalışmaktayız. Bu, birçok noktada olumlu şeyleri ortaya koyarken, çoğu zaman bizi biz yapan değerlerden uzaklaşma; ahlakta, ailede, eğitimde referans kaynaklarımızın Kur’an, sünnet, din ekseninden Batı kaynaklarına doğru kayma şeklinde çok olumsuz bir hususu da gündeme getirmektedir.

Bugün Arap-İslam âlemi bir daha çıkamamacasına tarihsel bir kuyuya gömüldükçe gömülüyor, başta Batılılar olmak üzere Ruslara, Çinlilere, Hintlilere Yahudilere ayrıca her şeyden önce kendisine karşı öfke duyuyor.

Afrika ülkeleri, ender istisnalar dışında, iç savaşlarla, salgın hastalıklarla, iğrenç kaçakçılıklarla, iyice yaygınlaşan rüşvetle, yüksek işsizlik oranlarıyla, açlıkla, yoklukla ve umutsuzlukla boğuşmak durumunda.

Rusya yetmiş yıllık komünizm sonrası kargaşalıktan kendini kurtarmaya zorluyor; liderler yeniden eski güçlerine kavuşmanın hayalini kurarken halkı hala korkuyor.

Orta Asya Türk ülkeleri bir toparlanmanın eşiğinde kendilerine gelecek yol haritası çizme peşindeler.

ABD ise en önemli küresel rakibini alt ettikten sonra, kendisini tüketen ve yolunu şaşırtan devasa bir girişime sürüklendi. Tek başına, orta doğudaki kardeşiyle birlikte  boyun eğmez bir dünyaya boyun eğdirmeye çalışıyor.

Suriye hangi ve nasıl bir bataklığa sürüklendiğini kendisi bile bilmiyor.

İran, dışarıdan gelen dost-düşman tüm seslere kulaklarını tıkamış, kendine bir yol gidiyor.

Budistler tarafından zulme uğrayan, başkaları tarafından baskı altında tutulan, mağdur edilen Müslümanlar ayakta kalma pahasına mücadele ediyorlar.

Filistin, ben kendimi bildim bileli gözü yaşlı, acı, ızdırap ve yokluk içinde. Tanklar karşısında, askerler karşısında yalın ayak, başı kabak, elinde ki sapan ile kendini savunmaya çalışan çocuklar.

Göz alıcı bir tırmanış yaşayan Çin ise ucuz ve dayanıksız mallarla dünya ülkelerinde girilmedik dükkân bırakmama peşinde ve ilerde kendisine siyasi askeri bölgesel bir rol beklentisi içinde kendine göre güvenilir bir pusulayla yoluna devam ediyor.

Şu ya da bu şekilde dünyadaki halkların çoğu bir karışıklık yaşıyor, ekonomik kalkınma, refah, teknoloji ve pazar kapma hepsinin rüyalarını büyülerken unutulan, ihmal edilen gerçekler gidilen yolun sonunun iyi olmadığı izlenimi veriyor.

Bizde ise manevi değerlerimize, örfümüze, âdetimize, ayet ve hadislerimizin ortaya koyduğu gerçeklere bir kısım insanlar tuhaf tuhaf bakıyorsa; iş müslümanlığa gelince mangalda kül bırakıyor, akla hayale gelmedik ahkam kesiyorsa durup düşünmemiz gerekmektedir.

Servete servet katmak için türlü oyunlar sergileniyor, müşteriyi kandırmak için envai yalanlar peşpeşe sıralanıyor, hiçbir garantisi olmayan mal için müşterinin gözünün içine baka baka bizzat garantörlük vaadinde bulunuyor, sattığımız gıda maddesinin son kullanma tarihi geçip bozuluyor da yiyenlerin midesi üç gün kendine gelemiyorsa bir yerlerde yanlış başlamış ve yanlış giden işler var demektir.

Herkese iyi güzel şeyler anlatalım derken, başkalarına dakikalarca vaazü nasihatte bulunurken, ağzımızdan çıkanlar kalbimizden onay görmüyor ve bunlara ilk önce aykırı davranan kendimiz oluyorsak dünyanın çivisi çıkmış demektir.

Zengin ya da yoksul, işgalci yahut işgale uğrayan, zalim ya da mazlum, Müslüman yahut başka dinlerden kısacası hepimiz dayanıksız bir sala binmişiz, hep birlikte suya gömülme tehlikesi yaşıyoruz. Buna rağmen, yükselen denizi hiç dert etmeden, birbirimize sövüp saymayı, kavga etmeyi, birbirimizin hukukunu çiğnemeyi, çareleri yanlış mecralarda aramayı, hep kendimize yontmayı, şan şöhret uğruna her şeyi çiğnemeyi sürdürüyoruz.

Çivisi çıkmış bir dünyada yaşıyoruz, batışımızı kahkahalarla alkışlıyoruz…

 

Yılmaz ŞEN

  
92 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın