• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
CAMİLERİMİZ NASIL?

CAMİLERİMİZ NASIL?

“Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekatı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar ederler. İşte hidayet üzere oldukları umulanlar bunlardır.” (Tevbe 18)

Yukarıdaki ayet mealinden de açıkça anlaşılacağı üzere, ibadethaneleri yapanlar, imar edenler, bakımını üstlenenler müslümanlardır. Birer ibadet mekanı olan camilerimizin dış görünüşü yani mimarisi ülkelere, bölgeleri, zamana göre farklılık arzetmektedir. Bugün İslam coğrafyasının muhtelif yerlerinde çok güzel camilerimiz bulunmaktadır. Cami mimarisi alanında Mimar Sinan, müslümanların yaşadığı hemen birçok yerde eserleriyle göze çarpmaktadır.

Bugünlerde ise yine Çamlıca tepelerine cami yapılması söz konusu olunca cami mimarisi de ister istemez gündemde yerini buldu.

Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Mehmet Görmez'in muhtelif yerlerdeki açıklamalarında "engelsiz cami, engelsiz ibadet " sloganının ise cami mimarisine farklı bir boyut kazandırmada etkili olacağı konusunda tereddüde yer yok gibi.

Ancak, genel olarak özellikle ülkemizde camilerimiz konusuna şöyle bir eleştirel bakacak olursak şu hususlar hemene herkesin dikkatini çekmektedir.

- Nüfusu çok az köylerde, yazlık yahut yayla gibi yerlerde bile camilerin yapımına önem veriliyor, mümkün olduğunca masraftan kaçınılmıyor. Özellikle iç dizaynında, halısından nakışına görselliğe! önem veriliyor.

- Halkın ekonomik durumu çok iyi olmasa bile dağların başındaki bir köyde veya mahallede paraya kıyılıyor ve şatafatlı camiler yapılıyor.

- Bir yerleşim yerinde bazen adım başı camiye rastlayabiliyorsunuz. Birbirleriyle yarışa giren hacı amcalarımız maharetlerini yakın mesafede camiler yapmakta sergiliyorlar. Keşke bu konuda biraz bilinçli davransalar da gerçekten ihtiyacı olan yerlere yardım etseler. Böylelikle her cuma namazından çıkışımızda "camiye yardım" kampanyaları biraz azalır.

- Camilerin minareleri, cami kubbeleri ile ve caminin ana gövdesi ile çok uyumsuz olabiliyor. Hatta metrelerce uzunlukta minareler çokça göze çarpıyor. Bunun sebebi ise daha çok hayırsever hacı amcaların, yaptıracağı minarenin çok uzaklardan görünmesini istememesi. Tabii ki bu, minarecilerimizi çok memnun etsede, cami mimarimizin durumunu sergilemesi açısından çok üzücü bir durum.

- Camilerimizin iç döşeme, nakış, aksesuar ve donanımlarında gösterişli, pahalı ancak kalitesiz malzemeler kullanılıyor. Hem pahlalı hem kalitesiz, çelişki yok mu burada diyeceksiniz. Maalesef yok. Çünkü birçok camimize yaptırılan altın varak süslemelerdeki altın, acaba gerçekten nakkaş ustalarımızın bize iddia ettikleri ayarda mı? Kaçımız bunu test etmek için altından anlayan bir kuyumcuyu camide inceleme yaptırdı?

- Camilerimizin iç süslemesi, çini yahut nakış, öyle abartılıyor ki duvarlarda, köşelerde, pencere altlarında hiç yer kalmıyor. Bir keresinde bir cami inşaatını gezerken, içeride nakkaşlar tezyinat yapıyorlardı. Yanımızda da caminin çok sevdiğimiz görevli hocamız, "nasıl olmuş, ne düşünüyorsun? şeklinde sorunca, "hocam, iyi olmuş, fakat şu çiçek motiflerinin arasına birer çiçek, yaprak vs. daha çizdiremez misiniz?" diye takılmıştım. Çünkü tabandan tavana tüm duvarlarda hat ve çiçek motifleri yer alıyor, bir karış yer boş bırakılmamıştı.

- Ses sistemleri ucuz ve kalitesiz olanlarından tercih ediliyor. Montaj ve işçilikteki liyakatsizlik de buna eklenince cuma, bayram vs. okutma ve prgramlarda cemaatin kulakları cızırtı ve ıslığa benzer mikrafon seslerinden maalesef sağırlık derecesine geliyor. Olmadık zamanda arıza yapan veya patlayan lamba, kolon ve hoparlörler de işin cabası.

- Camilerimiz yapılırken çevrenin iklim şartları, nüfusu, cemaatin camiyi kullanış tarzı hemen hiç dikkate alınmıyor. Sadece cami yapalım düşüncesi hakim oluyor başta. Sonra ise tüm aksaklıklar ve biçimsizlikler peş peşe geliyor.  Mesela, bir köye yahut mahalleye büyük bir cami yapılıyor. Çok güzel. Fakat, günlük namazlara katılım az. Kışın koca camiyi ısıtmak, yazın serin tutmak büyük dert. Bunun yerine günlük ve cuma namazları hesaba katılarak, ısıtma ve serin tutma, temiz tutma gibi birçok unsur göz önüne caminin planı çizilmeden göz önüne alınsa, daha kullanışlı camilerimiz yapılabilir. Buna camilerimizin bayanlara ait kısımları, hatta camilerimizi ibadet amacı dışında yaz kursları, mevlid, konferans, ders vs. gibi etkinlikler için de nasıl daha verimli ve uygun kullanım alanı olarak yapabiliriz, mimari olarak uygun hale getirebiliriz sorusunu da cami henüz yerinde yokken sorsak daha güzel olmaz mı?

- Bir de camilerimizin ısıtma sorunu var ki kış ayları boyunca ne zaman cumaya gitsek ya vaaz kürsüsünden, ya minberden ya da cami çıkışındaki görevli kişinin "camiye yardım" talebiyle karşı karşıya kalıyoruz. Camilere yardım talebi ne yazık ki hiç bitmiyor. Aslında bu bizim bir ayıbımız. Zamanında, kışın dağdaki aç kalan kurtların yiyeceğini, ıssız dağ başlarından yolu geçen yolcularımızın ihtiyaçlarını dahi düşünen ve önlemler alan bir yüce ecdadın torunları olarak her cuma ve bayram namazlarında bile parayı öne sürüyorsak, bu hususta bir kez daha düşünmemiz gerektiği gerçektir. Her caminin uygun bir yerine güneş enerjisi sistemi yapılsa örneğin, hem cemaatin sıcak suyla abdest alması sağlanır, hem sıcak su kalofifer tertibatına verilerek caminın ısıtılmasına katkıda bulunulur, hem de aydınlatma güneş enerjisiyle sağlanır ki elektrik firması ile caminin yolu ayrılmış olur. Böylece her cuma çıkışında cemaatimiz yardım, para derdiyle uğraştırılmaz. Kesin ve kökten çözüm olur.

(Konuya inşallah devam edeceğiz.)

 

Yılmaz ŞEN - 2012

  
110 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın