• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
BAYRAMINIZ BAYRAM OLA

BAYRAMINIZ BAYRAM OLA

Rabbimize şükürler olsun ki, yine Ramazan Bayramı’na kavuştuk. Bir ay boyunca yoğun bir ibadet mevsimini yaşamış olmanın vermiş olduğu mutluluğu yaşamaktayız. “Nefsini arındıran ve Rabb’inin adını anıp namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer” buyurmaktadır Yüce Allah Kur’an’da.

Dünyamızın hızla kirlenip, insanlar arasındaki ilişkilerin iyice basitleştiği, sıradanlaştığı; saygının ve sevginin adının bile kaybolmaya yüz tuttuğu bu günlerde bayram coşkusunu yaşıyor olmak yine de güzel.

Eskilerin anlattıkları bayramları geri getirip tekrar yaşamak artık mümkün değil. Yürürken karşılaştığımız insanlara selamı bile çok görüyorsak, camide omuz omuza durduğumuz insanlara içten bir hal hatır soramıyorsak, bir ekmek parası için akşama kadar birlikte çalıştığımız arkadaşlarımıza bayram ziyaretini çok görüyorsak ve bize gelen güzel kelimelerden oluşan hazır mesajla bayram tebriğini geçiştiriyorsak, o zaman, eskilerin anlattıkları bayram muhabbetlerinin gerçek olmasını daha çok bekleriz.

Dinimiz,  müslümanlar arasında birliği ve kardeşliği ilan eder; bayramları da bu birlik ve kardeşliğe vesile kılar. Yani bayramlar, sevgiyi, kardeşliği ve beraberliği sağlamak; dertleri ve kederleri dindirmek içindir. Kin, nefret, ihtiras ve düşmanlıkları yok etmek; dargınlık, kırgınlık ve ayrılıkları silmek; çekişmeyi, ahlaksızlığı, kötülükleri gidermek içindir. İyiyi, güzeli ve fazileti artırmak; kimsesizleri gözetmek içindir.

Bayram, sevinç ve neşe günü demektir ve Arapçası “iyd”dir. Peygamberimiz (sav) Medine-i Münevvereyi teşrif buyurdukları zaman, Medinelilerin iki bayramı vardı. O günlerde oyunlar oynarlar, eğlenirler, sevinç gösterileri yaparlardı. Peygamberimiz onlara: “Allahu Teala size o iki bayram günlerine bedel, onlardan daha hayırlı iki bayram günü ihsan buyurmuştur” diye müjdelemiştir. Bunlar “Ramazan” ve “Kurban” bayramlarıdır.

Bugün bunların isimlerine bile el atıldı. Ramazan bayramına “Şeker” bayramı; Kurban bayramına “Et” bayramı denilmek suretiyle bunların kutsiyetleri unutturulmak isteniyor. Belki kelime takıntısı diyeceksiniz ama hangi millet dillerindeki ve dinlerindeki orijinalliği bozmak için bu kadar gayret sarf ediyor?

Bayramlar Allah'a kulluğun neticesidir. Bedeniyle ve ruhuyla oruç tutan kullara Rabbimizin bir ihsanıdır.  Yoksa sadece sevinç ve coşku günleri, ziyaretleşme günleri, şeker ve et günleri, dokuz güne varan tatil günleri değildir. Evleri baklava, çikolata, şeker ve kolonya ile doldurma günleri hiç değildir.

Bayramlar, emredilen ibadetlerin (oruç, namaz, zekât ve fitre yahut kurban) yerine getirilmesinin şükrüdür. Sorumluluklarını yerine getirmiş olmanın mutluluğunu eş, dost, akraba ve tüm İslam âlemi ile paylaşma, bu mutluluğu paylaşmak suretiyle artırma günleridir. Yolunda giden işlere sevinme; zor durumda olan dindaşlarımızın durumlarını muhasebe yapıp çözüm bulma zamanlarıdır.

Bayramlar vardır güzel ve iyi şeyler paylaşılır, sevinç günleri olarak hayatımızda yerini alır.  Tebrikleşme ile gönüller arası diyalogun kapılarını açar.

Bayramlar vardır, ayrılık içinde geçer. Ev halkı bir araya gelemez, birbirlerinin eksikliğini, yokluğunu hissederler. Ya gurbettedir, ya askerdir. Gözlerden yanaklara yaşlar süzülür. Bir selam, bir telefon, bir mektup beklentisiyle duygular boşalır…

Bayramlar vardır, kurşun sesleri arasında, bomba gürültüleri altında geçer. Yıkılan, harab olan şehir kalıntıları arasında, yaralı insanların acı çığlıkları içinde yaşanır.  Hiçbir şeyden haberi olmayan, yüzde yüz masum olan çocukların yürek burkan görüntüleri ile yürekleri kasıp kavurarak geçer.

Bayramlar vardır, deprem, sel gibi muhtelif afetlerle zor durumda kalmış insanlar tarafından yaşanır. Hayatta kalma mücadelesinin sürdüğü günlerden sadece birkaçıdır onlar için bayram.

Bayramlar vardır, bir bardak temiz suya hasret, bir parça kuru ekmeğe muhtaç, yarasını iyileştirecek, acısını dindirecek ilaca ve insana muhtaç insanlar tarafından yaşanır ki bayram onlar için sabır, dua ve uzun soluklu bekleyiş ve biraz da ümitsizliktir.

Bir de kimsesi olmayanların yaşadığı bayramlar vardır. Büyük şehirlerde köprü altlarında, metruk binalarda hayatını sürdürenler çok iyi bilir bu günlerin anlamını.

Huzur evlerinde, darülacezelerde barınan, yönü kapılara ve pencerelere dönük, gözü gelen ziyaretçiler arasında tanıdık bir sima arayan kişilerin yaşadığı bayramlar da vardır elbette. Bu, acıdan da acıdır. (Rabbim bizleri yapayalnız, bakıma muhtaç bırakmasın dünyada.)

Üstünde “ruhuna fatiha” yazılı taşların dibinde, selviler ve otlar arasındaki mermer ve toprak mekânlarda yaşanan asude bayramlar da var elbette. Oralarda bayram daha bir başkadır. Ne şeker, ne baklava, ne çiçek ne de çikolata beklenir o sessiz mekânlarda. Oralardaki bayramın anlamı, bir fatihadır. İlave birkaç dua, ziyade bir de yasin ise her şeye değerdir.

Bayramınız bayram ola, bayramınız mübarek ola…

 

 

Yılmaz ŞEN - 2009

İlahiyatçı

  
117 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın