• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
AHİLİKTEN GÜNÜMÜZE TİCARET AHLAKI

AHİLİKTEN GÜNÜMÜZE TİCARET AHLAKI

Her müslüman rızkını temin etmek için çalışmak mecburiyetindedir. Çalışan bir kişi ocağının tütmesini, evinin ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlar. Böylece güçlü aileler ve güçlü toplum oluşur. Güçlü bir toplum ise ekonomik açıdan güçlü, siyasi açıdan istikrarlı, güvenli bir devleti teşekkül ettirmektedir.

Bilinmelidir ki, Hz. Peygamber, hicretten hemen sonra ekonomiyi canlandırıp ticareti hızlandırmak için cahiliye dönemindeki pazaryerlerine ek olarak yeni pazaryerleri ve çarşılar kurmuştur. Müslümanları ticarete teşvik ederek, Yahudiler elindeki ticareti onlardan alıp müslümanların eline vermiştir. Böylece müslümanlar, kendi ihtiyaçlarını kendileri üretir, ürettiklerini kendileri satar hale gelmişlerdir. Allah ticareti helal kılmıştır. Peygamberimiz (s.a.v.)  “Rızkın onda dokuzu ticarettedir.”[1] ve “Bereket ticarettedir.”[2] buyurarak, insanları ticarete teşvik etmiştir.

Ticaret kısa zamanda zengin olma hevesi değildir. Ticaret müşterilerimizi aldatmak değildir. Ticaret, az iş yaparak, az mal satarak çok kazanmak değildir. Ticaret, yıllarca çalışarak gelinecek seviyeye kısa bir zamanda gelmek değildir. Kalitesiz ve çürük mal üretip bunu fahiş fiyata satmak demek değildir. Esnaflık, müşteriye göre fiyat belirlemek değildir.  Ticaret iş hayatının yoğun temposuna kendini kaptırmak ve ibadeti unutmak değildir. Sanatkârlık bir başkasının malını taklit etmek değildir. 

Öyleyse nedir ticaret?

Ticaret önemli bir iştir. Hakkına, kısmetine razı olmak; ölçüde, tartıda, düşüncede dürüst olmak; dürüstçe, meşru yoldan para kazanmaya çalışmak demektir. Ticaretle meşgul olanlar, helal kazanmalı, haram ve şüpheli şeylerden kaçınmalı, kazandığını meşru yerlerde kullanmalı, kazancının fazlasını Allah yolunda hayır hasenat olarak tasadduk etmeli, cimrilik yapmamalı, yaşantısında lüks ve israftan kaçınmalı, yanında çalıştırdığı işçilerin, birlikte iş yaptığı kişilerin ve komşu esnaf ve tüccarların da hakkına, hukukuna riayet etmelidir. Namaz kılarak, camiye giderek çevresine verdiği olumlu imajı, yaptığı ticaret ile desteklemelidir.

Bu hususta Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Ölçüde tartıda hile yapanların vay haline! Onlar insanlardan ölçerek bir şey aldıkları zaman tam ölçerler. Fakat kendileri onlara bir şey ölçüp yahut tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp eksik tartarlar. Onlar o büyük gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?”[3] Yani alırken kendi çıkarını, hakkını hukukunu düşünen, buna uygun davranan; satarken ise müşterinin hak ve hukukunu çiğneyen, çifte standart uygulayan kişilerin öteki dünyada akıbetlerinin hiç de hoş olmayacağını bu ayet ifade ediyor.

 

  1. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar Anadolu, Balkanlar ve Türkistan'da Türklerin sanat ve meslek alanlarında yetişmelerini, ahlaki yönden gelişmelerini sağlayan bir müessese olan Ahilik teşkilatı, çalışmayı, emek ve sermaye barışını, çevreyi temiz tutmayı, kaliteli mal üretmeyi, gençleri eğitmeyi hedeflemiştir. Türklerin Anadolu'ya gelmesinde etkisi olan Ahiler, Anadolu’ya gelen Türkleri, önce misafirhanelerde misafir etmişler, sonra bir sanatı olanlara işyeri açmış, kurdukları zaviyelerin yanında yerleşim yerleri, işyerleri, siteler, çarşılar ve şehirler kurmuşlardır.

Ahilik teşkilatı, bu günkü esnaf, sanayi ve ticaret odaları, işveren ve işçi sendikaları gibi kurum ve kuruluşların temeli sayılmaktadır. Doğruluk, dürüstlük, cömertlik, tevazu, bencil olmama gibi prensiplerle çalışan ahilik teşkilatı üyeleri, bugünkü ticaret erbabına çok güzel bir örnek sunmaktadırlar.

 

İnsanların en hayırlısı insanlara en yararlı olandır. Ticaret erbabı da toplumumuzun insanlara en çok faydası dokunan bir kesimidir. İnsanların istediği malı, istediği eşyayı temin ederek toplumun istifadesine sunmakla hem kendisi kazanır hem memleket ekonomisine katkıda bulunur. Bu bakımdan Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) güvenilir ve doğru sözlü esnafın kıyamet gününde peygamberlerle, sıdıklarla, şehitlerle beraber olacağını müjdelemiştir.[4]

Meslek, insanlara hizmet etmektir. Para bu iş için ikinci plandadır ve bir araçtır. Ticarete bu açıdan bakan ve yaptığı ticari faaliyetlerde dinimizin prensip ve ilkelerine uymaya çalışanlar bilmelidirler ki, hem kendileri hem de toplum yararına çok önemli bir faaliyet içinde buluyorlar ve aynı zamanda böyle davranan tüccar, esnaf ve ticaret erbabı, peygamberimizin sünnetine uyarak çok önemli bir iş yapmış olmaktadır.

 

Yılmaz ŞEN - 2008

[1]

[2]

[3] Mutaffifin 1-6

[4] Tirmizi,72: 4

  
81 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın