• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
İSLAMDA KADIN

İSLAMDA KADIN

 

İslâmiyet’in ilk dönemlerinde kadının her alanda, ön sıralarda yer aldığını; İslâm’a hizmet noktasında erkeklerden geri kalmadığını, İslam dininin yayılması için üstün çaba ve gayret sarf ettiğini görüyoruz.

Hepimizin malumudur ki, Peygamberimiz (s.a.v.)’e ilk vahiy geldiğinde, O’nu teskin eden, O’na ilk iman eden Hz. Hatice’dir.

Yine Peygamberimize cemaat olup Allah’ın huzuruna durup namaz kılan, Efendimizin davasında en büyük yardımcısı yine Hz. Hatice’dir.

Allah birdir” dediği için her türlü işkenceden sonra şehit edilen Hz. Sümeyye, bir kadındır.

Peygamberimizden hadis rivayet edenlerin bir kısmı da yine kadındır. Hz. Aişe en çok hadis rivayet eden sahabiyyedir. Aynı zamanda Hz. Aişe, en büyük kadın âlimlerdendir. En meşhur sahabeler bile dini meselelerde O’nun bilgisine müracaat edip, tatminkâr cevaplar almışlardır. Fetvaları meşhur olan Hz. Aişe, Edebiyat  –özellikle şiir- tarih ve hatta zamanının tıp konularında da bilgi sahibidir.

İslam’ı öğrenmek ve yaşamak konusunda çaba harcayan kadın, Peygamber Efendimize gelerek “Sözlerini dinlemeye bize fırsat düşmüyor. Bizzat bize bir gün tayin et de o gün sana gelelim, sen de Allah’ın sana öğrettiğini bize öğret.”demesi üzerine Peygamberimiz kadınlara ayrı dersler vermiştir. Peygamber Efendimizin derslerine gelip sohbetlerini dinleyen bu sahabi kadınlar, Peygamberimiz ile savaşlarda da yer almışlar, hastalara bakmışlar, yaralıların yaralarını sarmışlar, yemek hazırlamışlar, susayanlara su dağıtmışlar, silahları temizlemişler, gazileri savaşa teşvik etmişlerdir. Bunlardan, Yermük Savaşında düşmanlarla kahramanca dövüşen Esma bintü Yezid ibn Seken el-Ensariyye dokuz Bizanslıyı öldürmüştür.

 Peygamber dönemindeki uygulamadan da anlaşılıyor ki, İslam’da, kadın ve erkek toplumun birer üyeleri olarak eşit şekilde muamele görmüşlerdir... Kadın, insan olarak erkek kadar önemli ve hayatın bütün alanlarında ona ortaktır. O bütün sahalarda erkekle eşit mevki ve haklara sahiptir.

 Kadın ancak İslamiyet’te insana yakışır muamele görmüş, değer kazanmış ve haklarına sahip olmuştur.

Dinimiz, İslamiyet’ten önceki adet olan kız çocuklarını diri diri gömülmesini yasaklamış, bu durumu sert bir şekilde eleştirmiştir:  “Diri diri toprağa gömülen kıza, hangi günah sebebiyle öldürüldüğü sorulduğunda… ” (Tekvir 8-9)

“Bilgisizlik yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler… Muhakkak ki ziyana uğradılar saptılar ve onlar doğruyu bulacak değillerdir.” (En’am, 140)

Bir eş olması açısından da kadına çok büyük değer verilmiş ve peygamber efendimiz bir hadislerinde “Sizin en hayırlınız kadınlarınıza iyi davrananlarınızdır.” buyurmuştur. (Tirmizi, Rada’, 11)

Bir anne olarak kadına çok büyük değer verilmiş, kendisine “Ey Allah'ın Resûlü iyi davranıp hoş sohbette bulunmama en ziyâde kim hak sâhibidir?”  diye sorulduğunda üç kez peş peşe “Annendir”, sonra “babandır” cevabını vermiştir. Buhârî, Edeb 2; Müslim, Birr 1, (2548).

Bir başka hadisinde efendimiz “Cennet annelerin ayakları altındadır.” Buyurarak cenneti annelerin (ki anne olmak kadın olmak demektir) ayakları altına sermiştir.

Sözün özü, İslam her konuda olduğu gibi kadın konusunda da insanlığa değer katmış, bir eşya konumunda kabul edilen, adeta ayaklar altında çiğnenen kadını tutup kaldırmıştır. Kadını bir birey olarak ele almış, hayatın her alanında kadına övgüye layık bir sosyal konum kazandırmıştır.

 

Yılmaz ŞEN

 

 

 

  
37 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın